Elektromanyetik Uyumluluk ve Girişim’in Tarihçesi

🧠 AI Enthusiast

Herkesin duyguları vardır. Bu insan olmamızla ilgili çok basit bir gerçekliktir. Farkında olalım ya da olmayalım, duygular hem iş yerinde hem de özel hayatımızda her günümüzü etkiler. Üstelik sadece kendimiz değil, çevremizdekiler de bu etkinin içindedir.
Bizi hayatta tutmak ve yaşamımızı zenginleştirmek için olaylar, durumlar, kişiler karşısında beynimizde başlayan ve gerek beynimizi gerekse de tüm vücudumuzu hazırlayan bir süreçtir.
Örneğin, bir sabah kurduğunuz alarm çalmadı ve geç kalktınız. Yetişmeniz gereken çok önemli bir görüşmeniz var. Ve o anda aslında siz fark etmeseniz de oluşan bazı duygularla mücadele etmeye başladınız bile; korku, panik, öfke, endişe gibi. Siz, oluşan bu duygularınızı yönetemediğiniz takdirde tüm gün boyunca yaşayacağınız birçok olaya olumsuz pencereden bakma, dolayısıyla olumsuzluk yaşama ihtimaliniz çok yüksek olacak. Belki de sonrasında pişman olacağınız bir davranışta bulunacaksınız. Üstelik bu olumsuzlardan sadece siz değil etrafınızdaki diğer kişiler de etkilenecek.
Duyguları, davranışları ve iletişimlerimizi yönetmenin, başarılı ve tatminkar bir yaşama sahip olmanın anahtarı duygusal zekadır. Bu durum bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu önemli bir bulgudur.
Duygusal Zeka kendimizdeki ve diğerlerindeki duyguları daha iyi algılamak, anlamak ve yönetmekle ilgili bir grup yetkinlikten oluşur. Bütünsel olarak duyguları daha yapıcı bir şekilde ele almamızı ve duyguları daha iyi kullanmamızı sağlar. Bu yetkinlikler, özel ve iş yaşamındaki başarı konusunda en az bilişsel zekanız (IQ) kadar önemlidir.
Her birimiz, yaptığımız işlerden bağımsız olarak, birçok kişiyle iletişim halindeyiz. Kendi duygularınızı anlama, bunların farkında olma ve bu duyguların diğerleriyle iletişimlerinizi ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini bilme kapasiteniz, sizin “insan” ilişkilerinizi geliştirecek ve daha tatmin ve başarılı olmanıza destek olacaktır.
Duygusal zeka, duyguların size karşı değil sizin için çalışmasını sağlar.
Duygusal Zeka (EQ), bilişsel zekadan (IQ) farklı olarak, geliştirilebilen bir zeka türüdür. Bunun için birincil ihtiyaç, istekli, kararlı olmak ve pratik yapmaktır. Göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta vardır ki, o da duygusal zeka, ancak bilimsel yöntemlerle geliştirildiğinde sürdürülebilir bir fayda sağlar. Duygusal Zeka gelişimi için kullandığımız Genos Duygusal Zeka Modeli, Genos International ve Swinburne Üniversitesi tarafından araştırmalar ve bilimsel yaklaşımlarla oluşturulmuştur.
Modelimizdeki 6 yetkinlik sizi olumsuz durumlardan olumlu durumlara taşır.

Beacon, nesnelerin interneti kavramının yayılması ile birlikte, akıllı ve içerik duyarlı hale getirilmiş; kişiselleştirilmiş deneyimler sunan küçük Bluetooth radyo vericilerine verilen genel isimdir.


Yerküre yüzeyinin %71’i su geri kalan %29’u karalar (kıta ve adalar) ile kaplıdır. Bu demektir ki, gezegenimizin yüzeyinin 2/3 den fazlası okyanus, deniz , göl ve akarsulara aittir. Okyanusların dünya üzerindeki ortalama derinlikteki 4000 metre olmakla birlikte, 10 000 metre üzerinde olan birden fazla çukurluk alan bulunduğu bilinmektedir. Bilinen tüm derinliklerde canlı organizmalar var olmakla birlikte, derinliklere göre dağılımları çok düzensizdir. Denizlerdeki yaşam, yüzey suları ile yüzeyden bir kaç yüz metre aşağı tabakalara kadar olan üst bölümde yoğunluk kazanmıştır. Besin bölgesi de, deniz ve okyanusların bu üst bölgeleridir. Derin sularda ışığın azalması ve belirli bir derinlikten (yaklaşık 200 metre) sonra tamamen yok olması sonucunda canlılarda azalır. Bu açıdan bakıldığında denizleri, 200 metrenin aşağısında olan bölümü ile “derindeniz”, bu derinliklere kadar olan bölümü ite de “sığ deniz? olarak ayırt etmek yanlış olmaz. Ancak bu ayırım ekolojik koşullar açısından yeterli olamaz. Denizel ortamlar, ekolojik koşullar açısından Bentik Bölge ve Pelajik Bölge olmak üzere iki büyük bölümde incelemelidirler. Bentik bölge, deniz ve okyanusların sahillerden itibaren en derli yere kadar olan tüm diplerden; pelajik bölge ise bentik bölgeyi de örten tüm su kütlesinden oluşur.
Her ne kadar bir hobi aracı gibi görünse de, pek çok konuda olduğu gibi özel denizaltı konusunda da ekstrem noktaları zorlamak isteyenler var. Resimde görülen ve James Bond filmlerinde firlamişa benzeyen HiPer Sub 2 klasik bir spor arabaya benziyor. 100 metre derinlikte, 6 knot hizla gidebiliyor. Ancak asıl özelliği su altında giderken takla atabilmesi, yuvarlanabilmesi, ters dönebilmesi, dikey olarak yükselip alçalabilmesi. Su altında çılginlık yapmak isteyenler için üretilmiş olduğu açıkça görülüyor. Maksimum mürettebat dört kişi ve bu dört kişinin dördü de aracI sürebiliyor. Böylece herkes deniz dibinde uçak uçurma keyfini tatmiş oluyor. Kullanımi ve nakliyesi de çok kolay. Bir yatın arkasına bağlanabildiği gibi bir otomobilin arkasına takılan bir römorkla da bir yerden bir yere götürülebiliyor.
